Günümüzde pek çok sahada yaşanan gelişim ve değişmelerin merkezinde hep insan ve insanî faaliyetler yer almaktadır. Yapılan ve yapılmakta olan birçok siyasî, ekonomik ve sosyal reformlarda insan hayatının ve haklarının korunması gerektiği vurgusu hep öne çıkmaktadır. Bu bağlamda ortaya konulmak istenen farkındalıklar ve insanî değerleri daha ileri, daha ötelere taşımak isteği sosyal bilimlerin ve Sosyoloji’nin önemini bir kat daha artırmıştır. Sosyal bilimler içinde her bilim dalının ayrı bir önemi vardır, ancak çağdaş dünya anlayışında insan ve toplum üzerine yapılan çalışmalar Sosyoloji’nin dünya genelinde hızla yaygınlaşmasını sağlamıştır. Bugün gelişmiş ülkeler sosyolojik araştırmalardan azami derecede faydalanmaktadır.

Ülkemizde de Sosyoloji’nin önemi son yıllarda oldukça artmış, dikkatler sosyolojik çalışmalara çevrilmiş, gerek ülkemizde ve gerekse diğer dünya ülkelerindeki literatür çalışma ve gelişmelerine paralellik gösteren çalışmalar yapılmaya başlamıştır.

Bu çalışmaların bir ucundan tutmak ve buna katkıda bulunmak amacıyla KTO Karatay Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi bünyesinde 2015 yılında Sosyoloji Bölümü kurulmuş ve  sosyolojik  anlayışa  yeni bir  mana ve  bakış açısı  getirmeyi  hedeflemiştir.  Bölümümüzün temel hedeflerinden birisi; sosyal bilimlerin ve özellikle  de sosyolojinin sadece batılı  teoriler ve çalışmalar doğrultusunda bir eğitim ve öğretimden ziyade, bunlarla birlikte ülkemiz insanını, toplum yapısını ve gerçeklerini de içine  alan büyük ölçüde yerli bir anlayış ve  malzemeyle kendini yeniden inşa etmesidir. Bizim sosyolojik anlayışımız, öncelikle kendi toplumsal gerçeklerimizi, sosyal  yapımızı ve değerlerimizi  kapsayan bir sosyolojinin   kurulmasının  gerekliliğidir. Çünkü bizim kültürümüzde İbni Haldun, Dede Korkut, Yusuf Has Hacip, Katip Çelebi, Farabi, Ahmet Cevdet Paşa vb gibi bilim insanlarımız daha dünyada Saint Simon, Auguste Comte gibi sosyologların isimleri anılmazken bu iş ile uğraşmışlar, tarihi ve sosyal problemleri ilmî açıdan ele alarak ciddi manada analizler ortaya koymuşlardır. Bu kaynaklar hala birinci el kaynak olarak müracaat edilenlerin başında gelmektedir.

Bir zamanlar her şeyde Batıcılık anlayışı bizi Sosyoloji’de de Batı usulünce Sosyoloji yapmaya sevk etmiş, sonunda bize ve toplumumuza ait düşünce ve araştırma yolları kapanmış, böylece özümüze kültürümüze ve değerlerimize yabancılaştırılmış olduk. Hâlbuki bir toplum ve milletin en önemli özelliği kendi bilgisini üretecek bir düşünce yapısına ulaşması ve bu bilgiyi oluşturması, kısacası kendi milli felsefesini ortaya koyması gerekir. Ancak bu durumda Türk toplumu kendine has bilgisini üretmiş olacaktır.

Ülkemizin büyük bir çoğunluğunun Müslüman olduğu gerçeğinden hareketle bünyemizde oluşacak olan sosyal bilimlerin de İslam toplumlarının oluşturduğu medeniyet içinde yer aldığını, bu medeniyetin diğer paydaşlarının uygulamaları ve bilgi birikimiyle iç içe olduğunu, ancak bizim millet olarak ayrıca farklı bir gelenek ve bakış açısını temsil ettiğimizi de göz ardı etmemek gerekir. Bizim için Batı geleneğinin ürettiği bilgi, bir  karşılaştırma unsuru olarak  önem taşır. Ancak hiçbir zaman Batı dünyasının  değerleri ve  sosyal şartları,  Türk sosyal bilimleri ve Sosyoloji’si için  bağlayıcı bir özellik  oluşturmamalıdır. Türk sosyal bilimleri ve Sosyolojisi kendi geleneğini ve dinamiklerini kendisi oluşturmalıdır.

Bu sebeple, bölümümüz büyük ölçüde millî Sosyoloji eğitim ve öğretimini hedeflemekte, araştırmalarının da bu çerçevede yapılmasını gaye edinmekte,  sevgili öğrencilerimizin de kendilerine ve bilgi  kaynaklarına olan güvenlerini  arttırarak  sosyal  araştırmalara  farklı bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır.

İslam medeniyet ve toplumunun gelişiminde ilme katkı sağlamış ve nitelikli insan yetişmesinde önemli bir misyon yüklenmiş olan Karatay Medresesi şehrinde ve Mevlana diyarında Sosyoloji okumak bir ayrıcalıktır diye düşünüyorum. Çünkü ünlü düşünürümüz Mevlana; "Benim bir ayağım sabit, diğer ayağım dünyayı dolaşır" sözünde ifade ettiği gibi bizim hedefimiz de öğrencilerimizi bir taraftan modern sosyoloji bilgileriyle tanıştırıp donatırken, diğer taraftan da kendi toplumumuzun gerçekleri ve problemleriyle öğrencilerimizi buluşturmak ve onlara çözüm yolları üretme teknik ve yollarını öğretmek, bunların üstesinden gelmeyi sağlayacak beceriyi kazandırmaktır. Burada sabit ayak ne kadar güçlü, zemini ne kadar sağlam olursa, seyyar ayağın menzil alanı da o kadar artar ve dinamikleşir.

Sosyoloji bölümünde, bölümümüzün tecrübeli ve genç elamanlarının ortak çalışmalarıyla bu farklılıkları ve farkındalıkları oluşturacağımıza inancım tamdır. Şu da bilinmelidir ki, hiçbir zaman hem dünya gerçeklerinden, hem de kendi gerçeklerimizden asla vaz geçmeyeceğiz.

Daha şimdiden bölümümüzü tercih etmiş ve edecek olan bütün sevgili öğrencilerimize başarılar dilerim.

Prof. Dr. Hüsamettin ERDEM

Bölüm Başkan Vekili