Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümet yetkilileri ekonomi konusunda yaptıkları açıklamalarda, yaşanan tablonun siyasi temelli olduğunu, dışarıdan ekonomiye müdahalelerde bulunulduğunu açıklamıştı. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile çıkan Rahip Brunson krizi, dövizi daha da yukarılara taşıdı. Bu durum, Türkiye ekonomisine dışarıdan bir müdahale olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Ancak uzmanlar bu tablonun kalıcı olmadığını, Türkiye’nin ortaya koyduğu ekonomi stratejisinin de bu durumun aşılmasında etkili olacağını belirtiyor. Ayrıca Türkiye’nin küresel ekonomiye entegre olması ve Doğu-Batı arasında bir merkez konuma evrilmesinin de Türkiye’nin gelecekte ekonomik anlamda daha iyi durumda olacağı tahmin ediliyor. 
Türkiye ekonomisi ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulunan Konya Ticaret Odası (KTO) Karatay Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Akif Gündüz, Türkiye’nin ilk defa 2018 yılında ekonomi yönetimi stratejik vizyonu belirlediğini söyledi. Bundan önce hep orta vadeli programlar ortaya konduğunu belirten Gündüz, "Türkiye ekonomisi çok başlı bir ekonomiydi. Reel sektör ayrıydı, TÜSİAD kendi başına ekonomiye yön vermeye çalışıyordu, yabancı sermaye, küresel sermaye vardı. Devlet bunlar üzerinde bir etkiye sahip değildi. Mesela 2013 yılında Gezi olaylarında devlet çok edilgendi. Ekonomi üzerinde birileri müdahale ediyordu ve devlet tepki veremiyordu. Devlet sanki direksiyonda değildi de yolcu durumundaydı. Şimdi 2018 Ağustos ayında devleti direksiyonda gördük. Devlet amaç belirledi. İlkeler ortaya koydu. Disiplin, değişim, dengelenme dedi. Piyasa hemen algılayamadı dolar yükseldi. Hemen arkasından da hedefler geldi. Dengelenmeye, disipline, dönüşüme ayrı hedefler koyuldu. Devlet bir amaca yönelmişse, tüm paydaşları buraya yönlendirmesi gerekiyordu ve bunu gördük. Bankaları, reel sektörü buy dengelenme politikasına doğru organize etmeye başladık. 2 ay içerisinde bu gerçekleşti. Orta vadeli program birden yeni ekonomik stratejisine dönüştü. 2018’den önce böyle bir şey olsaydı devletin hesapları bir tavsiye gibi olurdu. Ama hükümet yapısı değiştiği için, bürokrasinin tabakaları yerine çok daha dikey olarak bilgi akışının oluştuğu bir yapıya dönüşünce, tepedeki yönetim tüm kanatlara hızlı bir şekilde uygulanabilecek. Devlet yön verebiliyor. Hem kendi bakanlıklarına hem de özel sektöre yön verebiliyor. Ekonomi yönetiminin direksiyonuna ilk kez devlet oturdu ve birdenbire küresel sermaye çevreleri buna tepki gösterdi. Çünkü ekonomi yönetimi bir koalisyonun elindeydi. Bu kez devlet dedi ki yönetimde ben varım siz paydaşsınız" diye konuştu. 
Bir Saldırı Söz Konusu 
Piyasalardaki ekonomik durumun aslında küresel bir sorun olduğuna dikkat çeken Gündüz, dünyada hemen hemen Türkiye ile benzer ülkelerde aynı tablonun olduğunu söyledi. "Amerika ve Avrupa’da parasal daralma yaşandığı zaman, kayma gerçekleşti tüm gelişen piyasalarda" diyen Gündüz, sözlerini şöyle sürdürdü, "Bizimki en çok gelişen piyasa. Bizim bir de ekstra başımıza bir şey geldi. Onu da Ekonomi Bakanı yabancı bir başkentten bir operasyon yapıldı dedi. Biz bunu göremiyoruz ama yabancı bir başkentten Türkiye’ye bir ekonomik saldırı varsa bunun olacağı yerler bellidir tahmin etmek zor değil. Paris olabilir, Londra olabilir bir de Tokyo olabilir. Bu derece hem başkent hem de güçlü ekonomik yapının olduğu 3 şehir var. Buraya bakınca hangisi olduğunu tahmin etmek zor değil. Bizim şu an ekonomik göstergelere yansıyan bir çalkantı halindeyiz bunun 2 sebebi var birincisi gelişmiş ülkelere karşı bir değer kaybı iki yabancı bir başkentten yapılan ekonomik operasyon." 
  Bu Durum Kalıcı Değil
 Türkiye’deki bu ekonomik durumun kalıcı olmayacağını dile getiren Gündüz, "Ekonomide iklimle hava durumunu karıştırmamak lazım. Hava durumu şu an ki durum ama iklim kalıcı bir şeydir. Seçimlerden önce ekonominin yönetiminin devlete geçeceğini gören küresel sermaye buna tepki gösterdi ve döviz köpük yaptı. Bu hava durumu. Sadece buna bakarak ekonomideki durumu söyleyemeyiz. Kısa dönemli verilere bakarak ekonomi hakkında konuşuluyor. Oysa bu iklim değil hava durumu. Hava durumu kötü mü evet kötü çünkü döviz yükseliş halinde, faiz yükseliş halinde, enflasyon yükseliş halinde. Ama bu uzun vadeli değil. Benim tahminim başka herhangi bir kriz çıkmazsa 2019 yılının ilk çeyreğinde dolar 5.2’ye tekrar düşecek. Çünkü köpüğü 5.2’de yaptı. Şu an bir fırtına var ama bu fırtına dinecek. Ondan sonrası artık ekonomik entegrasyonla ilgili. Çünkü Türkiye bir başka dünya ile ekonomik entegrasyon halinde. Dünyanın merkez ülkesi konumuna geliyor Türkiye. Doğu ve Batı’nın ekonomik kilit noktası haline geliyor. Biz artık Avrupa ile de Doğu ile de daha fazla entegre olacağız. Biz artık yüksek teknolojik yatırım göreceğiz. Hem Batılı hem Doğulu yatırımcılar bu noktada Türkiye’ye daha fazla girecekler. Bu da dövizi düşürür" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin yerel para birimi ile ticaret yapılması konusunda bazı ülkelere çağrıda bulunmasını da değerlendiren Gündüz, "Dünyada rezerv para birimi dolar. Tüm ticaretim yüzde 65’i dolarla yapılıyor. Bu nedenle doların bir etki gücü var. Eğer yerel para birimleri arasında ticaret mümkün olursa bu iyi bir şey olacak. 2018’de ilk defa dolarla yapılan ticaret düşüş yaşadı. Yerel para birimi ile ticaret yapmak için protokol yapmak gerekiyor ve iki ülke arasında anlaşmayı buna göre yapmak gerekiyor. Bu anlaşmaları yapmaya başladık. Bunun olacağını öngörmemek mümkün değil çünkü dünya oraya doğru gidiyor" dedi. 


02 Kasım 2018



Anasayfa